Fransa – Paris Gezi Notları

Fransa – Paris Gezi Notları

Prag’tan sonra rotam Paris oldu. Paris’e gelmeden önce bir sürü ön yargım vardı. İnsanlar vs hiç yardımcı olmuyor, İngilizce bilsede konuşmuyor, kaba vs gibi bir çok şey duymuştum. Charles de Gaulle havalimanına indikten sonra ilk işim metro haritasını incelemek oldu. Bu kadar kapsamlı bir haritayı görünce bizim neden hala trafik sorunu çektiğimizi anlayabiliyorum. Metro da bir çok evsiz vs var. Battaniyeleri ile yatıyorlar metro içinde. Siyahi ve beyaz ırk iç içe yaşamakta. Fakat birbirlerinden çok da haz almadıklarını düşünüyorum. Siyahi ve beyaz bir aşık çok olmasa da görebiliyorsunuz.

Metro çok eskiydi ilk hattı 1900 yılında yapılmış bir metrodan bahsediyoruz. Benim olduğum durak 1909 da yapılmış ve 1942 restore edilmiş. Bu yönden Paris metrosunu tarihi eser olarak da görebiliriz. Bu kadar eski olmasına rağmen hala sorunsuzca işlemesi şaşırtıcı. Bilet fiyatı tek kullanım için 1.70 euro. Bir de Paris Visite adında 1,2,3,5 günlük biletlerde var. Günlük olanlar bölgelere göre fiyatlandırılmakta. Mesela 5 günlük havalimanını da kapsayan bilet 57 euro. Biletimi aldım fakat metroyu ilk başta kavrayamadığımdan birine sorma gereği hissettim. Sorduğum kişi bırak yardımcı olmayı benim için arkadaşını bile gönderdi. Hatta yanlış taraftan çıkınca kendi biletini bastı ve beni uğurladı. Duyduğum şeylerden sonra garip geldi tabii.

Metro ile Gare du Nord da indim. Metro o kadar büyük ve gelişmiş ki neredeyse sizi evinize kadar götürecek şekilde planlama yapılmış. Kalacağım yer olan otel Paris Opera bölgesindeydi. Otelden maille tarifi almama rağmen yolu bulmak oldukça zordu. Bu yüzden yine birilerine sordum ve onlarda çok yardımcı oldular. Yani duymak yerine yaşamak gerekiyormuş tezi bir kez daha doğrulanmış oldu.

Paris gezim de 2 gün ile sınırlı olduğundan planlamamı ilk gün Paris in önemli bir kaç noktasına girmek 2. günü ise sadece Louvre müzesine ayırmak vardı. Geziye ilk olarak 1345 yılında yapılmış Roma katolik kiliselerinden biri olan Notre Dame katedralinden başladım. Adını Notre Dame ın Kamburu filmine de veren bu katedral Paris’in dini sembolü olarak görülmekte. Dünya’nın en ünlü katedrali olarak gösteriliyor aynı zamanda. Katedralin dış mimarısı çok ihtişamlı. Katedral baba-oğul ve kutsal ruhu simgeleyen 3 adet giriş kapısına sahip. Eski ahitteki 28 peygamberi simgeleyen 28 insan heykeli çok önemli.

Katedralin dışı gibi içi de çok ihtişamlı. Muhteşem kabartmalar ve mimari olağanüstü. Hatta bu katedral için zamanın din adamları bu kadar ihtişamlı bir katedralin bir dini yapıya yakışmayacağı yönünde eleştiriler getirmişlerdir. Katedralin ayin yapılan bölümü ücretsiz. Jean D’arc ve Meryem Ana heykellerini mutlaka görmelisiniz. Katedralin balkonuna çıkmak ise ücretli. Ben çıkmamıştım fakat internette resimleri vs görünce neden çıkmadığıma anlam veremedim. Yani bu balkona mutlaka para verip çıkın derim. Bütün Parisi ihtişamlı bir şekilde görebileceğiz bir nokta. Notre Dame katedralinin hemen yanı başında akan Seine nehri de güzel bir manzaraya sahip. 2 euroya makineden Notre Dame madeni parası almayı unutmayın. Katedralin dışında bir adamın serçeleri eliyle beslemesi de ilginç bir görüntüydü.

Katedralden sonraki durağım Champs-Elysees meydanı oldu. Burası Paris’in en ünlü caddesi. Türkçe Şanzelize meydanı dedikleri yer burası işte. Cadde yaklaşık olarak 2 km uzunluğa sahip. Şanzelize caddesi boyunca bir çok ünlü markanın dükkanlarını görüyorsunuz. Hiç duymadığınız markaları burada görebilirsiniz. Özellikle Arap parfümcüyü unutmayacağım. Şanzelize de PSG takımının özel bir mağazası bulunmakta. Burada Beckham’ın Swarovski taşlarla yapılmış 1000 euroluk formasını görebilirsiniz. Ayrıca Toyota ve Renault un büyük mağazaları mevcut. Bildiğiniz araba fuarı gibi olmuş Şanzelize birbirinden şık kafeler, moda ve kozmetik firmaları ile dolu. Gotik mimari burada da kendini göstermekte. Şanzelize nin en önemli simgesi tabii ki Zafer Takı.

Caddenin bir tarafı Charles de Guelle diğeri ise Concorde meydanına çıkmakta. Charles de Guelle meydanında Napolyon tarafından zafer kazanmış generaller için yapılmış bir anıt bulunmaktadır. Concorde meydanın mısırdan getirilmiş olan ünlü bir dikilitaş bulunur. Concorde meydanının ünlü olmasının en büyük sebebi,Fransız İhtilali sırasında insanların hunharca öldürüldüğü giyotinlerin bu meydanda kurulmuş olmasıdır. Bu yönüyle Paris en önemli noktalarından biridir.

Buradan sonraki durağım Paris’in çok ünlü Lafeyette caddesiydi. Burada dünyaca ünlü “Galeries Lafayette” adında ultra lüks bir mağaza bulunmakta. 7 katlı bu yere eşinizle vs gitmemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. İçeride 3000 euroluk ayakkabılardan tutun, 200.000 euroluk saatlere kadar ultra lüks bir çok ürün mevcut. Hayatınızda adını bile duymadığınız bir çok marka ve ürün burada bulunmakta. Arada uygun fiyatlı güzel şeylerde bulmak mümkün. Galeries Lafayette Paris’te görebileceğiniz tek AVM (tabii denir mi o da ayrı mesele) diyebilirim. Paris’teki AVM ve yüksek binaların hepsi şehrin silüetini bozmasın diye merkezin dışına yapılmış. Tek kelimeyle şapka çıkartılacak bir bakış açısı. Keşke bizde de böyle olsaydı. İstanbul’u bu kadar kaybetmemiş olurduk.

Buradan sonraki durağım Eyfel Kulesi olacaktı. Fakat GS-Real Madrid Şampiyonlar Ligi maçı olduğundan mecburi olarak uzaktan bir kaç foto çektim. Daha sonra güzel bir cafede maçı izledim. Hatta Beşiktaş’lı olmama rağmen yanımdaki Fransızları bile GS lı yaptım. Fakat GS her gol yediğinde suratımın halini tahmin edebiliyorsunuzdur

Maç bittikten sonra Eyfel Kulesine gittim fakat saat geç olduğundan kuleye çıkamadım. Mecburen yine dışarıdan bir kaç gece fotosu ile yetindim.

2. gün gezimi tamamen Louvre müzesine ayırmıştım. Louvreye giriş ücreti 12 euro. Paris Pass ve Paris Museum Pass ve 18 yaş altı için giriş ücretsiz. 26 yaş altı için saat 18.00 den sonra giriş ücretsiz. Tabii 1 saatte ne gezebilirsiniz o da ayrı bir soru işareti. Bir zamanlar saray olarak kullanılan Louvre Fransız İhtilali’nden sonra 1793 yılında müzeye çevrilmiş. Aynı zamanda Fransa’nın ilk devlet müzesidir. Louvre müzesi 7 bölümden oluşur.

Louvre ye metro içinden ve dışarıdaki ünlü piramitten ve 5 ayrı kapıdan girmek mümkün. Bu piramit ile ilgili bir çok mit ortaya atılmış durumda. Özellikle Dan Brown ın kitabıyla burası daha bir ün kazandı. 666 tane cama sahip olduğu söyleniyor. Merakı olan gidip sayabilir. Piramitin içinde yer alan heykel ise inanılmaz bir gizeme sahip. Benim en çok dikkatimi çeken şeylerden biri bu heykeldi. Louvre müzesinin avlusunda Descartes, Roussesau, Montesqueiu gibi bir çok ünlü ismin heykeli bulunmakta. İçeriye göre çok sakin olan bu yeri görmelisiniz. Mısır Antik eserlerine ilgi duyanlar için burası adeta bir cennet.

Müzenin 3 ayrı isimlendirilmiş bölgesi vardır. Bunlar Sully, Richelieu ve Denon’dur. Çok büyük olduğundan hepsini ayrı ayrı bitirip gezmelisiniz. Louvre tam olarak gezebilmek için en az 2 gün ayırmalısınız. Louvre müzesi dünyanın en ünlü eserlerine ev sahipliği yapmaktadır. İçeride İslami Sanat eserleri de dahil 300.000 den fazla eser bulunmaktadır. Burayla adete özdeşleşen Mona Lisa müzenin en önemli eseridir. Mona Lisa tablosunu gördüğünüzde etrafındaki kalabalığı da görmüş olacaksınız. O kadar kalabalık ki resim çekmek imkansız gibi. Bu yüzden sabah erkenden giderseniz daha rahat çekebilirsiniz. Hatta ilk Mona Lisa tablosundan başlayın.

Louvre müzesinin içi ise anlatılmaz yaşanır sadece. Tek kelime ile özetlersem muhteşem ötesi. Burayı gezip bitirdikten sonra benim gibi bir Ademoğlu nasıl olur da bir yeri bu kadar güzel planlayabilir, nasıl bu kadar ihtişamlı ve mükemmel yapabilir diye düşüncelere dalabilirsiniz.

Louvre yi bitirdikten sonra otele dönüp eşyalarımı alarak bir sonraki durağım olan Roma’ya gitmek için havalimanına doğru yol aldım.

Bir sonraki gezide görüşmek üzere.

Not : Resimlerin ve yazının izinsiz kullanılması halinde yasal haklarımı kullanacağımı bildiririm.

Davut SAKİ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir