Hollanda – Amsterdam Gezi Notları

10 günlük Avrupa turumun başlangıcını Amsterdam ile yapmayı planladım. Amsterdam için 2 gün planlamıştım. Schengen i en az 6 ay vs beklerken 60 günlük olunca mecburen sıkışık bir program yapmak zorunda kaldım. Öncelik olarak vizeyi Yunanistan’dan Kosmos Vize Hizmetleri aracılığıyla aldım. Başvurduktan 4 iş günü sonrasından vize elimdeydi. Vize toplamda 200 TL ye mal oldu.
Vizeyi Yunanistan’dan aldığımdan öncelikli olarak Atina uçuşu aldım. 2 günlük Atina gezisinden sonra İstanbul’a döndüm. 3 gün sonrada Amsterdam’a uçarak küçük Avrupa turuna başlamış oldum. Havalimanından indikten sonra metro ile direkt Dam meydanında indim. Dam meydanı Amsterdam’ın kalbi diyebiliriz.
Ardından buradan Trolley ile kalacağım otel olan Best Western Delphi otele gittim. Oteli genel olarak beğendim diyebilirim. Avrupa’da oteller pahalı ve bakımsız olduğundan iyi otel bulmak önemli diye düşünüyorum. Eşyalarımı vs bıraktıktan sonra hava kararmış olsa da trolley ile Dam meydanına gittim.Dam Meydanından bir kaç görüntüŞehirde siyah ve beyazlar birlikte yaşamakta. Herkes çok kibar ve yardımsever. Dil ile ilgili asla bir sorun yaşamazsınız çünkü Hollanda da çocuklara ta küçük yaşlarda sıkı bir İngilizce eğitimi verilmekte. Bu yüzden anadili gibi İngilizce konuşan çöpçü vs görürseniz şaşırmayın ki ben gördüm diyebilirim.

Amsterdam’ın en önemli simgelerinden biri bisiklet. 7’den 70’e herkes bisiklet kullanmakta. Bir ev hanımını önde özel bir bölme yapılmış iki çocuğuyla bisikletle giderken görebilirsiniz. Hatta çok hızlı sürmelerine rağmen sohbet ede ede yan yana giden bisikletliler gördüğünüzde şaşırmayın.

Amsterdam’da ulaşım için bisikletten ayrı olarak Taksi ve Trolley ile sağlanmakta. Otobüse binerken paranız yoksa şöföre verip bilet alabilirsiniz. Kartları manyetik bir okuyucuya okutuyorsunuz. Hem binerken hem de inerken ayrıca okutmalısınız. Ne metroda ne de trolley vs de kontrol diye bir şey yok. Yani isteyen ulaşım araçlarını elini kolunu sallayarak bedava kullanabilir. Ulaşım bileti tek kullanım için 2.80 euro. Bir de OV card var diye bir kart var buna kredi yükleyip kullanabilirsiniz. Keza kiosklardan para ile de alabiliyorsunuz. Ulaşım 12 ye kadar çalışıyor.

Ben şehri gezmek için “I amsterdam” adlı kartı öneriyorum. Müzelerin büyük bir kısmı ve kanal turu ücretsiz bu kartla. Ayrıca bu kartla günlük şehir ulaşımı da ücretsiz oluyor. 24 saat 42 48 saat 50 euro. Müzelerin 15 eurodan aşağı olmadığını düşünürseniz çok çok avantajlı bir kart. Geziye ilk kanal turuyla başlayabilirsiniz. Amsterdam ı tanımak için bu çok önemli.

Mümkünse sol tarafa ve öne oturun gezideki önemli noktalar hep sol tarafta kalıyor. Şehir gotik mimarisi ile inanılmaz ihtişamlı. Büyüleyici bir yapısı var. Şehir kanal ile bütünleşmiş adeta. Küçük kırmızı kiremitlerle yapılmış evleri çok beğendim. Keşke bizde de metal ve beton yığını evler yerine böyle bir ruha sahip olan evler yapılsa.

Kanal turundan sonra Dam meydanında bir tur atabilirsiniz. Dam meydanı bir çok turistin uğrak noktası diyebilirsiniz. Etrafta bir sürü turist göreceksiniz. Bu meydanda aynı zamanda dünyanın en ünlü balmumu müzelerinden Madame Tussauds bulunmakta. Madame Tussauds un merkezi Londra olmak üzere Amsterdam, Hong Kong, New York City, Los Angeles, Hollywood, Berlin ve Şangay’da şubeleri vardır.

I Amsterdam kart ile burada % 25 indirim alabilirsiniz. Ben fazla beğenmediğimi söyleyebilirim. Singapur da bulunan Sentosa da ki balmumu heykelleri daha çok hoşuma gitmişti. Nedeni ise orada bir konsept olmasıydı. Burada konsept namına bir şey göremedim diyebilirim.

Madame Tussauds

Amsterdam’da yemek için de bir çok alternatif bulunmakta. Yemek için CAU yu öneririm steak leri muhteşemdi fakat pahalıdır baştan söyleyeyim. Restaurant çok modern ve farklı bir konsepte sahip. Daha farklı restaurant isteyenler Bridges Restaurant ın yer aldığı sokaktaki bir kaç güzel şık restauranta gidebilirler.

Buradan sonra hiç tasvip etmesem de Amsterdam ın daha doğrusu Avrupa’nın en kırmızı noktası Red Light sokağını en azından bir görün. Burada bir de bizim geleneklerimize inanılmaz ters bir tiyatro gösterisi var adı Casa Rosso ve fiyatı 40 euro. Ayrıca burada bildiğiniz uyuşturucu satan yerler mevcut. Bazı kafelerde de mariuhana ve benzeri uyuşturucu türevlerini içeren kahve çeşitleri bulunmakta.

Amsterdam’da gece

Uyuşturucu satan bir dükkan

Amsterdam da gece hareketli ve birbirinden şık cafe barlar mevcut. Red Light sokağının ilk girişindeki sokağın kesiminde bir sürü Uzakdoğu ve Arjantin Steak restaurantı var. Buradaki steakler de çok güzel. Chorizo yani antrikotu tavsiye ediyorum. Ayrıca restaurantlar da Türkçe “Merhaba nasılsın güle güle” diyen çalışanları görmek çok güzel. Bir sürü Türk yaşadığından herhangi bir yerde mutlaka bir Türk e denk geliyorsunuz. Restaurant havaalanı vs her yerde az da olsa Türk çalışan mevcut.

Amsterdam ı 2 kelime ile anlat deseler bisiklet ve sanat derdim. Bir sürü bisiklete binen insan görüyorsunuz keşke yaşadığımız şehirlerde de böyle imkanlar olsa. İsterseniz günlüğü 8-10 euroya bisiklet kiralayabilirsiniz. Bazı yerlerde 2500-3000 kapasiteli bisiklet garajları mevcut.

Amsterdam da yol trolley bisiklet ve araba yolu olarak 3 bölümden oluşmakta. Kırmızı ve yeşil yaya ışığının haricinde bir de yeşil bisiklet ışığı yanıyor. Karşıdan karşıya geçerken etrafınızı iyice kontrol edin bisikletliler çok hızlı çünkü. Yaya önceliği olduğundan çoğu araç size yol vermekte. Keşke bu alt yapı bizde de olsa diye iç geçirebilirsiniz.

Amsterdam aynı zamanda bir sanat kenti. Amsterdam da bir sürü müze var diyebilirim. Ben çeyreğini bile gezemesemde çok önemlilerine gittim sayılır. En ünlüleri Van Gogh, Rijkmuseum, Bredeljik , National museum, Hermitage müzeleri. 2 güne hepsini sığdıramayacağımdan bunlarla yetindim diyebilirim.

Yapamadığım aktivitelerden biri de Marken-Volendam turuydu. Bu turu özellikle çok övüyorlar. Bu güzel balıkçı köylerini görmeyi çok arzu ettim fakat havanın serin ve yağmurlu olması ayrıca zamanımın kısalığından dolayı bir sonraki geziye bıraktım.

Amsterdam’ı özellikle çok sevdiğimden bir daha mutlaka gitmek istiyorum. Özellikle biraz daha sıcak bir iklimde bisiklete binip Amsterdam sokaklarında kaybolmayı çok istiyorum.

Bir sonraki gezide görüşmek dileğiyle. Adios

Not : Resimlerin ve yazının izinsiz kullanılması halinde yasal haklarımı kullanacağımı bildiririm.

Davut SAKİ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir