Peru – Cusco Gezi Notları

Gezi yazısına başlamadan önce İnkalar a ait Cusco ve Machu Picchu hakkında birkaç bilgi vermek istiyorum. Manco Capac tarafından kurulan İnkalar, önceleri And Dağları civarında yaşamış savaşçı bir kabiledir. Zamanla diğer kabileleri de savaşarak bünyelerine katmışlardır. Cusco İnka medeniyetinin başkenti ve giriş kapısı görevi gören bir şehirdir. Güneş tanrısı İnti’ ye tapan bir kabile olan İnkalar hala insanlar tarafından gizemi çözülememiş tapınaklar ve anıt mezarlar yapmışlardır. Güneş tanrısı İnti’ye insanlar kurban etmişlerdir.

Özellikle astroloji ve mimari alanda çok ilerlemişlerdir. Duvar işçiliğinde o kadar ilerlemişlerdir ki yapılarda kullandıkları taşların nasıl bir simetrik açıyla yapıldığı hala gizemini korumaktadır. Özellikle bazı taşların 100-150 ton ağırlığından olduğu düşünülürse bu taşların nasıl düzgünce kesilip üst üste simetrik bir şekilde konulduğu insanı şaşırtıyor. Özellikle taşların kesilmiş olan alt yüzeyleri dokunduğunuzda mermer gibi pürüzsüz bir yüzeye sahip. Bir çok deprem geçirmiş olmasına rağmen taşlar hala sapasağlam yerinde duruyor.

1532 yılına kadar topraklarını Güney Amerika kıtasının büyük bir bölümüne kadar genişleten İnkalar, taht kavgası ile yıpranmış ardından İspanyolların işgali ile yok olmuşlardır. 40.000 kişilik İnka ordusunu sadece 180 kişilik bir İspanyol ordusunun yenmesi ile ilgili bir çok teori ortaya atılmıştır. Kimi İspanyolların silahları çok gelişmiş derken, kimi İspanyollar çiçek hastalığını bulaştırarak kazanmışlardır gibi türlü türlü teoriler mevcut. Fakat ben hiç birine inanmıyorum. Bence en mantıklısı İspanyolların gelişmiş silahlara sahip olması ve sayıca İnka ordusundan çok daha fazla askere sahip olmasıdır.

Cusco’ya gitmek için mecburen ilk olarak Sao Paulo ya uçup oradan Peruya uçmak zorundaydım. 13.5 saatte Sao Pauloya uçtum. İlk olarak Sao Paulo – Lima uçuşunu yaptım. Uçuş 6 saat civarı sürdü. Uçuşu Lan Havayolları ile yaptım Boeing 767-300 ile uçtum. Servis ve konforu gayet güzeldi. Fakat inerken size güle güle diyenlerin hostes değilde pilotlar olduğunu görünce şaşırabilirsiniz ) Havalimanına indiğimde Immigration Card sordular. Uçakta vermediler sanırım yada beni uyandırmaya kıyamadılar ) bu işlemden sonra pasaport görevlisi kadın bana vizem olup olmadığını sordu. Bende yok deyince vize lazım vs deyince hafiften panik oldum. Allah’tan yandaki adam bilgiliydi de çok sürmeden damgayı vurdu. Bir an yoksa vize prosedürü değiştimi diye düşünmedim değil. Cuscoya uçmak için havalimanında bekleme sürem uzun (6 saat) olduğundan atıştırmak için Peru mutfağı konseptine sahip bir restauranttan Lomo Saltado sipariş ettim. Et, patates ve közlenmiş soğanın özel bir sos ve pirinç pilavıyla servis edildiği bu yemek görünüş olarak çok güzeldi. Fakat lezzeti tam istediğim gibi olmadı. Pirinç pilavı Asya ve Amerika nın çoğu yerinde olduğu gibi işlenmemiş olduğundan tatsız tuzsuz bir lezzete sahip. Et iyi pişmiş olsa da çok lezzetli değildi. İyi bir restaurantta lezzetine doyum olmaz diye düşünüyorum. Bu yemeğe içecekle birlikte toplamda 35 Sol verdim.

Cusco’ya indiğimde inanılmaz bir soğuk ve yağmur beni karşıladı. Saat 6.30 da indim fakat bagajımın kaybolmasıyla bu süre 7.30 oldu. Bagajı Sao Paulo daki Thy yetkilisinin yanlış bilgilendirmesi yüzünden teslim alamadık ve kayıp formu doldurduk. Bu işlemin ardından havalimanından çıktım ve beni bekleyen otel servisine bindim. Sokakta kimsenin olmaması ve beni getiren otelin şöförü hergün yağmur yağar diyerek söylemesi iyice moralimi bozdu. Hatta Lan ile irtibata geçip dönüş uçuşunu erkene almayı bile düşündüm. Otele vardığımda bana coca çayı ikram ettiler. Coca Peru ile özdeşleşmiş bir bitki. Peru dünyada çok yüksek bir konumda olduğundan nefes alırken çok zorlanabilirsiniz. Coca çayı tam da bunun için tavsiye ediliyor. Neyse ki öğlen 1-2 gibi güneş açtı ve insanları görmeye başladım. Ardından açlığımı gidermek için Khuska-Fe adlı küçük ve şirin kafeye gittim. Bu kafenin bir çok şubesi var. Peru’ya özgü koyuna benzer bir hayvan olan Alpaka eti ve Peru’nun ünlü meyve suyu “chicha morada” söyledim. Bana ilk gün mutlaka hafif yemem önerilmişti fakat bunu unutunca böyle ağır bir şekilde et yemiş olduk. Nefesimin düzeni bile değişti zorlanmaya başladım.

Daha sonra kendimi Cusco’nun sokaklarına bıraktım. Ara sokaklara dalıp saatlerce sıkılmadan yürüdüm. O kadar güzel ki o şirin 2-3 katlı tarihi evlerin arasından yürümek bana bütün sorunlarımı unutturdu. Ara sokaklarda küçük merdivenli yolları çıkıp sokaklarda kaybolmak isteyeceksiniz. Yerel insanları gördüğünüzde neden böyle söylediğimi anlayacaksınız. Özellikle yerel kadınların giysileri ve kafalarındaki fötr şapkalar Peru’nun muhteşem kültürünü önünüze seriyor adeta. Bazı kadınları Alpaka ile gezerken görüntüleyebilirsiniz. Size foto amigos diyorlar ve karşılığında bahşiş istiyorlar. Bu güzel insanlara feda olsun deyip üşenmeden bahşiş verin. Yolda yürüdüğünüzde çeşitli hediyelik eşya ve alpaka dan yapılmış giysiler satan dükkanlar mevcut. Bunlarda size sürekli hey amigos diye sesleniyorlar )

Dövizi banco de la nation yanında bozdurun en iyi kur orada. Genelde standart kurları veriyorlar. Doları 1,72 den başlayıp 1,75 e kadar bozuyorlar. Burada denk gelirseniz eğer Lucuma meyve suyunu mutlaka için. Ayrıca burada satılan küçük kavunların da lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Ertesi gün LAN havayolları oteli arayarak bagajın geldiğini söyledi. Bagajı almaya gittiğimde sigortadan tazminat almak için bir form istedim. Ama o kadar dil dökmeme rağmen ne bir kayıp formu ne de bagajı aldığıma dair bir belge alamadım. Artık şikayetlerimi internet üzerinden yapacağım. Dönerken orada sinirle pasaportu da unutmuşum. Bagajı kaybettikleri yetmiyormuş gibi havaalanına 2 kez taksi gidiş geliş parası da cebimden çıkmış oldu. Havalimanına 8-10 Sol fiyat çekerler genelde. Siz 8 Sol diye pazarlık yapın kabul ederler mutlaka.

Bagajı alıp otele dönecektim fakat öğlen saat 2 de şehir turu vardı. Ben havalimanından saat 2 de çıktım 2.15 de otele geldim. Umutsuzca şehir turuna gidebilir miyim acaba diye düşünürken otel görevlisi biraz telefon görüşmesinden sonra tur işini halletti. Dışarıda 6-7 dolara halledecekken burada 15 dolar verdim ama olsun en azından 2 günüm boşa gitmemiş olacaktı. Şehir turu çok çok ucuz. Tabii bu tur için tourist ticket almanız gerekiyor. Her yerde olmasa da bazı yerlerde bu bilet isteniyor. Bileti almazsanız astarı yüzünden pahalıya gelebilir. 1-2 günlük 70 Sol bununla 4 tane yere giriş yapabilirsiniz. Bir de 16 yeri kapsayan 130 Sol luk bilet var. Mutlaka 130 luk olanı alın. Şehir turundan ayrı olarak diğer turlarda da bu bilet çok işinize yarayacaktır.

Şehir turunda başlangıç olarak önce Kiswarkancha diğer adıyla Santo Domingo katedrali vardı. Klasik Roman Katolik kiliselerinden olan bu barok katedral şehrin göbeği olan Plaza Des Armas meydanında bulunuyor. Katedralden sonra Coricancha (Qoricancha) var. Bu tapınak İnkalar tarafından Güneş tanrısı İnti’ye adanmış bir tapınak. Orjinalinde yerde ve tavanda altın kullanılmış fakat savaş zamanında bu altınlar çalınmış ve yok olmuş. Burası aynı zamanda arkeolojik bir müze. Büyük olmasa da içeride ünlü İnka taş sanatını görebiliyorsunuz. Bu tapınak İnka’ların en önemli tapınağı olarak gösteriliyor.

Buradan sonra Sacsaywaman’a gittik. Buraya aynı zamanda Sexy Woman denilmekte. Burası İnka’ların kendilerini korumak için kullandıkları kalesidir. Nitekim savaşta bir çok İspanyol askeri burada hayatını kaybetmiş. Özel bir mimari düzenle kurulmuş olan bu yerdeki taşları görünce şaşıracaksınız. 150 ton ağırlığa kadar ulaşan taşları görebilmek mümkün. Taşların diziliş biçimi de etkileyici ve farklı. Sonraki rota Quenko oldu. Quenko İnkaların en kutsal yerlerinden biri. İnka’ların bu kutsal yerlerine aynı zamanda wak’as denilmekte. Burası İnka’ların insanları güneş tanrısı İnti’ye kurban ettikleri yer. Küçük bir mağara içinde burada insanların kanını akıtıyorlarmış. Özellikle mağaranın içi soğuk bir şekilde muhafaza edilmiş. Burada bulunan büyük taşlar puma kafası şeklinde.

Sonraki rota İnka hamamı ya da kaplıcası adı da verilen Tambomachay oldu. İnkaların kutsal su mekanı olarak da gösterilen bu yerde özellikle İnka’ların duvar işçiliğini görebilirsiniz. Kayalardaki oyuklar ile suya yön vermişler. Teraslardan dökülen su aynı zamanda kutsal kabul edilmekte.

Bir sonraki yer “Kızıl Kale” olarak da adlandırılan Pucapucara. Askeri bir yapı olan Pucapucara aynı zamanda şehire çok hakim bir bölgede bulunmakta. İnka üssü gibi düşünebilir. Pucapucara ile turu tamamlamış olduk. Rehberinde bayağı ilgili ve bilgili oluşu tura ayrı bir tat kattı. Tur 14.00 de başlayıp 18.30 da bitti. Gezerken bazı yerlerde Asya kıtasında sıklıkla kullanılan tuktuklardan gördüm. Fakat buradakiler Asya dan farklı olarak ticari amaçla değilde köylülerin ve yerel halkın küçük işlerini görmek için kullanılıyor.

Akşam sonraki gün turlarını alıp hızlı programlama yaptım. Önümde toplamda 3 tam gün vardı. Machu Picchu, Sacred Valley, Maras Moray ve Puno gölü turları vardı. Hepsi 1 tam gün isteyen bu yerlerden birini çıkarmak zorundaydım. Puno turu akşam 22.30 da başlayıp sonraki gün akşam 19.30 da bittiğinden istemeye istemeye Puno yu çıkarmak zorunda kaldım. Bir bavul yüzünden gezide eksikler kaldı. Puno ya gidiş otobüs ile 7 saat sürüyor. Puno ya 1-2 ve 4 günlük turlar mevcut. 4 günlük turun içinde 2 günlük Bolivya – La Paz gezisi de var. Zamanım olsa bu 4 günlük turu almak isterdim. Puno yu çıkartıp yukarıdaki sıraya göre turları aldım.

Gezinin ya da Peru’nun en önemli yeri olan dünyanın yedi harikasından biri seçilen Machu Picchu yu görme zamanı gelmişti. Bunun için ilk olarak merkeze yakın bir yerden Ollantaytambo istasyonuna gidiyorsunuz. Tur firması sanırım beni unuttuğundan son anda Cusco yerli halkının bindiği bir minibüs ile yolladı. Minibüsteki yek yabancı bendim ve yolcuların hepsi halis mulis Cusco köylüsüydü. İyi ki geç getirmişler dedim içimden Yolda giderken çalan yerel Peru müzikleri ayrı bir güzeldi. Fakat turu satan kişi trene 30 dakika kala istasyonda olmam gerektiğini söylemişti. Yolculuğun sonu hep acaba yetişebilecek miyim stresi ile geçti. Ardından istasyona geldiğimde trene sadece 5 dakika kalmıştı. Zar zor da olsa trene yetiştim. Machu Picchu ya giden trende mutlaka pasaporta bakıyorlar. Machu Picchu treni Ollantaytambo dan saat 06.40 da kalkıyor ve yaklaşık 1 saat 20 dakika sürüyor.

Cusco’dan Ollantaytambo ya tek yön otobüs 10 Sol. Tren gidiş 50 dönüş 55 dolar yazıyordu. Bu fiyat turist treni için. Bir üst seviye tren bileti tek yön 70 dolar. Ben bu tura her şey dahil 215 dolar verdim. Trende ücretsiz alkolsüz içecek servisi var. Trende Kitaro’nun efsane mistik müzikleriyle yolculuk yapıyorsunuz. Giderken üzerine sis çökmüş dağların görüntüsü büyüleyici. Bazı dağların üzerindeki kar ise manzaraya ayrı bir lezzet katıyor. Trenle yolculuk bittikten sonra Aguas Caliantes’e geliyorsunuz. Buradan her 10 dakikada bir kalkan otobüslerle 30 dakika da Machu Picchu ya varıyorsunuz. Otobüs tek yön bileti 18.50 Dolar. Machu Picchu giriş bileti turistler için 128 Sol. Tabii ben herşey dahil aldığım için bunların hiçbirine para ödemedim. Beni otelden alıp merkezden minibüse bindirdiler tren garında inip İnka trenine bindim. İndiğimde beni yazılı bir kağıtla karşıladılar. Bana Machu Picchu giriş bileti ve buraya çıkan otobüs için gidiş dönüş biletini verdiler. Otobüs ile 30 dakikada Machu Picchu ya geldik. Tur rehberi 11.30 da Machu Picchu’nun girişinde beklememi söyledi. Saat henüz 9 du rehber girip gezebilirsin çıkış yapman önemli değil tekrar girebilirsin dedi. Bunun üzerine içeriye girmeye karar verdim.

Bilet ve pasaport kontrolünün ardından içeriye girdim. Yaklaşık 5 dakika yürüdükten sonra gördüğünüz manzara her şeyi unutturuyor. İnanılmaz mistik bir manzara sizi karşılıyor. Amerika’ya gelen İspanyol istilacıların yüzyıllarca bulamadığı, efsanelere konu olan kayıp şehir Machu Picchu, 1911’de Amerikalı arkeolog ve kaşif Hiram Bingham tarafından keşfedildi. İnka Pachacutec tarafından bir dağın tepesinde kurulan Machu Picchu, son İnka’ların sığınağı olmuş.İspanyolların İnka’ları öldürdüğü halde burayı yok edememelerinin ana sebebi çok yüksek ve sık ağaçlar ve ormanlarla bir yerde olduğundan bulunamamasıdır. Özellikle etrafındaki dağların tepesine sinmiş olan sis manzarayı daha bir güzelleştiriyor. Buradan sonra yolu ikiye ayrılıyor. Biri Machu Dağına diğeri ise İnka köprüsüne gidiyordu. Ben kararımı Machu dağından yana kullandım. Yaklaşık 20 dakika yürüyüp bayağı bir yorulduktan sonra karşıma yine aynı yönlerin tabelası çıktı. Machu Mountain biraz zor gözükünce ne kadar zamanda çıkabilirim dediğimde 2 saat deyince gözlerim yuvalarından fırladı. O kadar yüksek ki 5 dakika da bir dinlenmezseniz oksijensiz kalabilirsiniz. Bunu duyunca bende rotamı İnka köprüsüne çevirdim.

İnka Bridge yolu tek kelimeyle inanılmaz. Çoğu yerde tek kişinin sığabileceği büyüklükte bir patika yolu var. Aşağısı dibi görünmeyen bir uçurum. İlk gördüğünüzde irkilebilirsiniz. Yükseklik korkusu olan bu yolu yürümesin çok tehlikeli bir yol. Hatta bu yol Youtube da falan da yayınlanmıştı sanırım. Oradan da bakabilirsiniz. 20-30 dakikalık bir yürüyüş sonunda köprü beklerken yolun sonunda hiçbirşey olmadığını görünce ben niye yürüdüm bu kadar diye kendi kendine soruyor insan. Belki de o tehlikeli yolu köprü olarak görüyorlar. Dönüşü daha bir tehlikeli yürürken sürekli uçuruma bakmak zorunda kalıyorsunuz. Burası bittikten sonra yolda yaşlı bir Japon teyze ile karşılaştım bana Japonya da çok yardımcı olmuşlardı bende üzerime düşeni yaparak ona yardım ettim. Vefa önemli bir şey. Kendisi öğretmenmiş ve itiko ya gelince kendisine mutlaka ulaşmamı tembihleyerek bana iletişim numarasını verdi. Çıkışa gelip teyzeyi uğurladığımda saat 11 i gösteriyordu. 10 dakika sonra kendisini tanımam için bana telefonda tarif ettiği açık mavi bayrağıyla rehber Victor’u gördüm ve grup toplandıktan sonra hep beraber içeri girdik. Ben gezilecek yerlerin bir çoğunu bitirmiş olduğumdan sadece rehberin söylediklerine kulak verdim. Buradaki yapıları ve şekilleri gördükçe İnka’ların astronomi ve mimari alanda ne kadar ileri gittiklerini burayı görünce fazlasıyla anlıyorsunuz. Machu Picchu nun ilginç olan bir yönü de burada sadece üst düzey İnka’ların yaşamış olduğu. Tahmini olarak 700 civarı asil ve din adamlarına ev sahipliği yaptığı iddia ediliyor.

Toplamda 1 gün Machu Picchu, 1 gün Sacred Valley ve 1 gün Maras – Moray turuna 240 dolar verdim.

Sonraki gün ilk gezim Sacred Valley yani Kutsal Vadi turuydu. İnka’ların medeniyetinin izleri olan bu vadinin içinden Amazon Nehri akmakta. Tur otobüsü konforlu olmasa da çok keyif verici. Giderken bir yandan o muhteşem doğayı ve güzel insanları görüyor bir yandan da muhteşem Latin ezgileriyle kendinizden geçiyorsunuz. Perulular köpekleri çok seviyor sokaklar ve köyler birbirinden sevimli süs köpekleriyle dolu. Köpekler ve küçük siyah domuzları birbirleriyle oynarken görmek güzeldi. Fakat o kadar köpek olmasına rağmen hiçkimseye saldıran bir köpek görmedim. Acaba bizde olmayan hayvanlara saygı burada daha mı fazla? İlginçtir ki toplamda tüm gezi boyunca sadece bir kedi gördüm. İlk durağımız yerel bir Peru köyü olan Pisaq oldu. Yine İnka’ların medeniyetine sahip olan bu yer aynı zamanda bir çok İnka eserine ev sahipliği yapıyor. Özellikle buradaki İnka terasları çok güzel. Ayrıca burada bulunan küçük geleneksel halk pazarını da görmelisiniz. Buradaki büyük Aloe Vera ağacını görmeyi unutmayın.

İnkalar temelde güneşe taparlar. Baba güneş derler. İnka’ların en önemli figürleri kartal, lama ve pumadır. Eserlerinde bunları sıkça görebiliyorsunuz. Yukarı çıkmak yaklaşık 20 dakika sürüyor ve yorucu. Ama çıktığınızda bütün manzarayı görme şansı elde ediyorsunuz. Buradan sonraki rotamız Ollaytantambo kalesiydi. Fakat öncesinde yemek için bir Urubamba da bir restaurantta durduk. Ben bu tura 50 Sol vermiştim ve yemek dahildi. Yemeği ayrıca alırsanız 25 Sol. Açık büfe olan bu restaurantta en beğendiğim şey havuçlu lahanalı ve içinde ayran aşı olan o harika çorbaydı. Bir de bizdeki sütlaca benzer bir tatlı vardı sütü bizimkinin 3 te 1 i kadar kullanılmış bir şekilde yapılmış sütlaç düşünün. Bunun üzerine tadını tam kavrayamasamda sıvı bir vişne reçelini sımsıcak şekilde ekliyorsunuz. Ortaya değişik ve güzel bir tat çıkıyor.

Pisaq dan sonraki bölge Ollaytantambo tipik bir İnka şehri. Buranın en şaşırtıcı yanı ise İnkaların eski yapılarında yaşamın hala devam etmesiydi. Dünyada örneği var mıdır bilemiyorum. Buranın tepesi daha yüksek çık çık bitmiyor. 5 adet terastan oluşmakta. Ara katlarda İnkaların tapınaklarını görebiliyorsunuz. Burası ayrıca İnkaların İspanyolları savaşta yendiği kalıntılarla ünlü.

Buradan sonra turun son bölgesi olan Chinceoros a gittik. Chinceros kolonyal bir mimariye ve kiliseye sahip bir yer. Özellikle kilisenin dış yüzeyi ve dışarıdaki büyük haç mimari olarak güzel yapılmış. İçerisi ise çok farklı çünkü burası aynı zamanda eski bir İnka tapınağı. İçeride tavanda hem İnka figürlerini hem de hristiyanlığa ait figürleri görmek ilginçti. Tıpkı Ayasofya gibi. İki din iç içe geçmiş. Halkın bazısı iki dini birden yaşıyor tıpkı Japonların Şintoizm ve Budizmi bir arada yaşaması gibi. Özellikle tapınağın dışından gün batımını izlemelisiniz. Dışarıdaki büyük haçın üzerine düşen güneş ışınları enfes bir manzara meydana getiriyor.

Sonraki gün son turum olan Maras-Moray turuna çıktık. Bu tur sadece iki bölgeyi kapsayan kısa bir tur. İlk durağımız Maras oldu. Maras İnka’ların tuzu topladıkları ve depoladıkları bir yer. Buraya yukarıdan baktığınızda gördüğünüz manzara çok şaşırtıcı. Tuzu üretebilmek için yüzlerce küçük su havuzu yapılmış.

Buradan sonra gezinin son durağı İnka’ların tarım bölgesi olan Moray’a gittik. Burası da ünlü bir İnka kalıntısı. Yukarıdan bakıldığında görülen dairesel biçim çok etkileyici. Dairenin ortasındaki sıcaklık 15 derece ve bu dairesel düzendeki sirkülasyon için yapılmış. Terasların sıcaklığı yukarıya doğru çıktıkça düşmekte. Dairelerin bazılarının derinlikleri 100 metreyi bulmakta ve bu yüzden aşağısı ile yukarısı arasında 5-6 derece arasında sıcaklık farkı bulunmakta. Buranın böyle yapılmasının sebeplerinden biri olarak buranın bir laboratuvar olarak kullanılmış olabileceği gösterilmekte. Bitkilerin hangi sıcaklıklarda hangi tepkimeleri verdiklerinin ölçümlendirildiği bir yer olduğu düşünülmekte. Karmaşık bir sulama sistemi kullanılan bu yerde tahmini olarak 250 civarı bitki türünün incelendiği düşünülüyor. Bilimsel olarak çok etkileyici. Ayrıca Moray ın bulunduğu bölge inanılmaz güzel bir manzaraya sahip.

Buradan sonra Cusco ya döndük fakat merkeze geldiğimizde inanılmaz bir kalabalık vardı herkes deli gibi alışveriş yapıyordu. Normalde bu kalabalığın onda birini göremezsiniz. Bugün Halloween günüymüş herkesin elinde maske ve bal kabağı görmek şaşırtıcıydı ) Plaza Des Armas aynı Taksim gibi hınca hınç doluydu. Yemek için meydandaki El Mendoz çok iyi bir seçim. Lezzetleri ve sunumu çok iyi. Üstelik fiyatları da yüksek değil. Quina çorbası ve etleri mutlaka deneyin. Ayrıca İnka kolasını içmeyi unutmayın. Şurup gibi bir tadı var ben pek sevemedim ama Perulular çok seviyor bu kolayı. Fakat kapitalist düzen yine etkisini göstermiş ve Coca Cola tek rakibi olan bu markanın da haklarını satın almış.

Cusco da ilginç bir detayda evlerin çatısında göze çarpıyor. Çatıların üstünde iki ineğin olduğu küçük heykelcikler. Bazılarında iki ineğin üzerinde bir de horoz figürü var. Neredeyse evlerin yüzde 70 den fazlasında bu figürler var. Bazı evlerin kapılarında ki İnka figürleri ise çok mistik durmakta. Tarihte geri gidiyorsunuz gibi hissettiriyor.

Dönerken Lima inanılmaz kalabalıktı. Lima’dan dönecekseniz havaalanına erken gitmeye bakın.

Peru yu bitirmek açıkcası çok kolay değil. Gezilecek bir sürü yer var. Bu yüzden çok iyi programlama yapmalısınız. Ben tekrar gitmeyi planlıyorum bu sefer tarihi 4 günlük İnca Trail turu düşünüyorum. Nazca çizgileri, Arequipa, Puno Titikaka gölü ,Manu Milli Parkı ve Amazon turu planlarım arasında. Kısacası Peru gezmek isteyenler için bir cennet adeta. Hem medeniyet hem de doğa anlamında bir sürü gezilecek yere sahip. Bu haliyle benim gezdiğim yerler arasında en iyi 3 destinasyondan biri. Bir sonraki gezide görüşmek üzere.

Bir sonraki gezide görüşmek dileğiyle..

Not : Resimlerin ve yazının izinsiz kullanılması halinde yasal haklarımı kullanacağımı bildiririm.

Davut SAKİ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: