Yunanistan – Atina Gezi Notları

Avrupa turuna çıkmak için Schengen vizesi almam gerekliydi. Schengen i ilk kez alacağımdan Yunanistan’ı seçtim. Sebebi hem konsolosluk ile uğraşmayacaktım hem de vize aracı kurumu Kosmos Vize den vizeyi sadece 4 iş günü sonunda alacak olmamdı. Vizeyi multi istedim beklentim en az 6 aydı fakat bana 2 aylık multi verdiler. İlk başvurum olması sebebi ile diye düşünüyorum en azından tek girişli olmadı.

Vizeyi Yunanistan dan aldığımdan ilk olarak buradan giriş çıkış yapmam gerekliydi. Yoksa bildiğiniz gibi bazı ülkeler sizi almadan ülkenize geri gönderebiliyorlar.

Yunanistan da başta Mikanos, Santorini, Rodos vs adaların hepsini çok gezmek istememe rağmen bunu sonraya saklayarak 10 Eylül gidiş 12 Eylül dönüş olmak üzere 2 günlük Atina uçuşu aldım. Bundan sonraki gezim 5 ülke 5 şehir i kapsamakta bu gezimi ayrıca yazıyor olacağım.

Atina ya ilk indiğimde gözlerim Information büroyu aradı. Yanıma yeterli euro yu almıştım. Information bürodan şehir merkezine nasıl gideceğimi ve gezilmesi gereken önemli yerleri teyit ederek öğrendikten sonra 5 Euro ya X95 otobüsü ile şehire doğru yol aldım. Kalacak yer olarak booking den Pagration Youth Hostel i 2 günlüğü 35 TL ye satın aldım. Benim hostel Damereos ta yani karışık bir konumda olduğundan Hilton Athena otelinde inerek buradan taksi ile toplamda 4 euro ya hostele ulaştım. Taksici İngilizce çok az bilse de Türküm diyince “Merhaba, Hoş Geldiniz” vs dedi. İngilizce Türk ve Yunanların dost olduğunu aslında bütün problemin hükümetlerden yani başlardan kaynaklandığını belirtti. Böyle akıllı insanları görünce daha bir mutlu oluyorum. Nedeni ise Yunanistan a gidince aslında çoğu şeyin birbirine benzediğini göreceksiniz.

Hostel e varınca siyahi bir kadın görevli klasik form doldurma işlemi ardından bana çarşaf vs vererek yatacağım odayı gösterdi. Yorgunluktan dışarı çıkacak halim yoktu. İnternetten daha önce okuduğum makale vs yi tekrar inceledim ve gezi notları aldım. Uyandığımda hostelin aslında bana göre olmadığını fark ettim. Geniş ve rahat olan bir yapım olduğundan dar mekanlar da yapamıyorum sanırım. Lüks olmasına gerek yok geniş bir yer yatağı olan bir oda ferah bir atmosfer olsun bir bardak suya da razıyım ama hostel kavramı bana yaramıyor sanırım.

Sabah ilk işim 3 euroya bir sandviçle karnımı doyurduktan sonra 1.20 euro ya otobüs bileti alarak şehir merkezine gitmek oldu. Atina nın kalbi diyebileceğimiz Akropolis e gitmek üzere yollara düştüm.

Akropolis e girişte bilet almanız gerekiyor. Tourist Information bürodan 7 tane yeri kapsayan bileti 12 Euro ya aldım. Paketin içinde Akropolis (Parthenon Tapınağı, Erechteion, Propylaea’, Nike Tapınağı, Odeon of Herodos Atticus), Agora Müzesi, Dionysus Tiyatrosu, Hadrian Kütüphanesi, Keramikos, Zeus Tapınağı, Roman Agora var. Bunlara tek tek giderseniz toplamda 26 euro tutmakta. Zaten bunlar en önemli yerler olduğundan bu 12 Euro luk paketi mutlaka almalısınız. Geziye Akropolis ile başladım.

Akropolis Atina’nın kalbinde yer almaktadır.. Akropolis in bir diğer adı da Sacred Rock (Kutsal Kaya) olarak geçer. Akropolis Yunanca “en yüksek nokta” anlamına gelmektedir. 5. yüzyılda yapılmış olan Akropolis Batı sanat tarihine yön veren bir konuma sahiptir. Akropolis içerisindeki en büyük yapı şehrin koruyucu tanrıçası Athena adına yapılmış olan görkemli Parthenon tapınağıdır. Fakat çoğu yeri yıkılmış olduğundan günümüze sadece devasa sütunları ulaşmıştır.

Bir ara kilise ve cami olarak da kullanılmış olan Parthenon tapınağı en büyük zararı Osmanlı-Venedik savaşı zamanında almıştır. Tapınak bu savaştan sonra sadece sütunları ile ayakta kalmıştır. Buradan sonraki durağım Erechteion Tapınağı.

Erechteion Tapınağı mitolojik krallar Cecrops ve Erectheus için yapılmıştır. Burası Akropolis’in en kutsal yeri olarak kabul edilmektedir.

Hikayaye göre Atina’nın koruyucu tanrısı olmak için Athena ve Poseidon arasında bir yarış düzenlenir. Hangisinin vereceği hediye daha yararlı olacaksa şehrin tanrısı o olacaktı.

İlk olarak Poseidon elindeki 3 başlı mızrağı yere vurur ve bir çeşme ortaya çıkar. önce herkes sevinir ancak Denizlerin Tanrısı Poseidon’un çeşmesi tuzlanır ve pek bir işe yaramaz. Sıra Athena’ya gelmiştir. Athena da elindeki mızrağı yere vurur ve ortaya bir zeytin ağacı çıkar. Dünyadaki barışı ve refahı temsil eden bu zeytin ağacı halk tarafından benimseniz ve Athena şehrin tanrısı ilan edilir.

İşte bu yarışmanın yapıldığı yer Erechteion tapınağının bulunduğu yerdir. Athena’nın yarattığı zeytin ağacını temsilen aynı yerde sürekli olarak bir zeytin ağacı bulunuyor.

Zeytin dalı figürünün Yunanistan’da neden bu kadar sık kullanıldığını da bu sayede öğrenmiş oldum.

Propylea’ Akropolis’in giriş kapısıdır. Daha sonra Nike Tapınağı nı gezdim. Ardından sırasıyla Dionysus Tiyatrosu ve Akropolis’in en büyük tiyatrosu olan Odeon of Herodos Atticus u gezdim.

En tepede teras bölümü bulunmakta buradan muhteşem Atina manzarasına bakabilir ve fotoğraflayabilirsiniz. Gerçekten çok etkileyici bir manzara.

Ardından Zeus Tapınağı na gittim. Çok görkemli bir yer bekliyordum ama burası da savaşlar sebebiyle bütün ihtişamını kaybetmiş geriye sadece bir kaç taş parçası ve 2-3 sütun kalmış.

Ardından Agora Müzesi, Thission ve Hephaestus Tapınağı na gitmek üzere Monastraki ye doğru yürüdüm. Yaklaşık 5-10 dakika civarı sürmekte. Fakat zamanı yetiştiremediğimden bu yapılara sadece dışarıdan bakmakla yetindim. Aynı şekilde Keramikos u da yetiştiremedim.

Monastraki küçük sokakların ve meyhanelerin çevrelediği çok şirin bir yer. Burada Domates soslu bir kuzu eti ve kolaya toplamda 9 euro ödeyerek karnımı doyurdum. Yemek çok lezizdi. Buranın bitiminde Plaka ya doğru yol aldım. Plaka şehrin en hareketli bölgesi sanırım. Hediyelik eşya dükkanları vs hep burada. Burası da çok şirin bir yer. İnsan yürüyerek buralarda kaybolmak istiyor. O sokak senin bu sokak benim arşınladım burayı da. Ardından Atina’nın en lüks yeri olan Kolonaki bölgesine gittim. Burası bizim Nişantaşı gibi lüks kafelerin ve lüks giyim tutkunlarının mekanı. Burada Yunan baklavası ve Yunan kahvesi içmeden dönmeyin. İkisi de çok güzeldi.

Saat 11.30 u gösterdiğinde artık yorgunluğun da etkisiyle daha fazla dayanamayacağımı anlayarak hostele doğru yol aldım. Ertesi gün uçuşum olduğundan geç vakite kalamazdım.

Sabah güzel bir pastanede karnımı doyurdum. Uçağım öğlen 3 de olduğundan yetiştiremem korkusuyla gezemediğim yerleri gidip gezmeyi düşünmedim. Hem acele olacaktı hem de zevk alamayacağımı düşündüm. Bu yüzden merkeze giderek salaş bir şekilde güzelce gezdim tozdum. Ardından hostelden merkeze otobüs le giderek buradan metro ile havalimanına geçtim. Merkezden havalimanın yaklaşık 1 saat sürmekte. Ve metro bileti 8 euro. Havalimanı na gelmeden bir durak önce indiriyorlar herkesi. 10-15 dakika sonra
özel Havalimanı metrosu geliyor ve ona biniyorsunuz.

Gezi kısa olsa da güzel geçti diyebilirim. Buradaki aldığım izlenim Yunan halkı ile bizim halkımızın aslında birbirine ne kadar benzediğiydi. Verilen tepkiler, mimikler, yeme kültürü vs çoğu şey benzer. Bir daha ki gezimde en az 10 günlük geniş bir gezi düşünüyorum.

Bir sonraki gezide görüşmek dileğiyle.

Not : Gezide bazı yerlerde bilgi olarak bazı internet sayfalarından yararlanılmıştır. Resimlerin ve yazının izinsiz kullanılması halinde yasal haklarımı kullanacağımı bildiririm

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.